bir koku yayıldı

Gerçeği öğrenmek için vakit kaybetmeden araştırmaya koyuldum. İnternetteki fotoğraflarla karşılaştırmalar yaptım, bitki bilimcilerin açıklamalarını okudum ve bulduğum şey karşısında donakaldım. Korktuğumun aksine, bu nadir rastlanan bir “Himalaya Sediri” kozalağıydı. Böylesine egzotik ve değerli bir parçanın kapımın önünde yatıyor olması inanılmazdı. Ancak asıl gizem hala çözülmemişti: Bu kozalak bahçeme nasıl gelmişti? Yaşadığım bölgede bu türden tek bir ağaç bile yoktu. Kısa bir süre sonra, bu bilmecenin cevabının doğanın kendi akışında saklı olduğunu anladım. Muhtemelen bir kuş, kilometrelerce öteden bulduğu bu ağır kozalağı taşırken yorulmuş ve tam benim bahçemin üzerinden geçerken pençelerinden düşürmüştü. Bir canlının uçsuz bucaksız mesafeleri aşarak kapıma bıraktığı bu “hediye” fikri beni büyüledi.
O an, doğanın ne kadar muazzam ve öngörülemez olduğunu bir kez daha kavradım. Ben kendi sıradan hayatımı sürdürürken, gökyüzünde süzülen bir kuş bana uzak diyarlardan küçük bir hikaye taşımıştı. Başta beni korkutan ve şüpheye düşüren bu tuhaf cisim, sonunda hayatımda karşılaştığım en unutulmaz ve anlamlı keşfe dönüştü. Artık bahçeme her baktığımda, orada saklı olabilecek başka mucizeleri düşünmeden edemiyorum.