FOTO GALERİ

ayaklarıyla sınıfa girdi


Küçük bir kasabada öğretmendim; her sabah bir çocuğun ıslak ve çamurlu ayaklarla sınıfa girişini, diğer çocukların ise ondan kaçıp fısıldaşarak gülüşlerini izlerdim. O çocuk hiç konuşmazdı ama bakışlarından, utancın soğuktan daha çok canını yaktığını anlardım. İmkanlarım kısıtlıydı ama bu duruma sessiz kalamazdım. Bir öğleden sonra gizlice bir çift bot aldım ve isimsiz, notsuz bir şekilde kapısının önüne bıraktım. Ertesi gün okula kuru ayaklarla geldi; bana her şeyi anlatan o derin bakışla baktığında, iyiliğin sahibini anladığını hissettim.
Aradan otuz yıl geçti. Artık yaşlı ve zayıf bir kadın olarak hastane odasında yapayalnız yatıyordum; sürekli ertelenen kalp ameliyatımı beklerken unutulduğumu hissediyordum. Derken koridorda klinik şefi göründü, kapımın önünde durdu ve yatağımın yanındaki eski ayakkabılarıma baktı. İçeri girdiğinde gözlerimin içine bakarak ismimi öyle bir tonda söyledi ki donakaldım. Karşımda duran o kendinden emin, beyaz önlüklü adamın kim olduğunu başta anlayamadım; ta ki o derin bakışlarda otuz yıl önceki tahta sıralı sınıfı görene kadar. Haberin devamını okumak için sonraki sayfaya geçiniz…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir